USTMENU
  Süryaniler, Mardin’e ilahiyat fakültesi istiyor - 22.11.2012

 

Asırlar boyunca kültürleri bir potada buluşturarak yan yana yaşatan Mardin, Süryanilerin de sayılı merkezlerinden biri oldu. Mardin’in İdil ilçesinde görevli Süryani Ortodoks rahip Melki Ürek’in metropolitliğe yükseltilerek Adıyaman’a atanması, Türkiye’deki Süryani metropolit sayısını dörde çıkardı. Birkaç ay önce Deyrulzafaran Manastırı’nda düzenlenen törenle Mardin, Midyat ve İstanbul’un ardından ‘Adıyaman Metropoliti’ de resmen atanmış oldu. Adıyaman’da 310 Süryani aile bulunuyor. Buradaki metropolit aynı zamanda Malatya ve Elazığ’dan da sorumlu olacak.

Süryanilerin halihazırdaki en önemli merkezi olan Deyrulzafaran Manastırı’nın metropoliti Saliba Özmen, Süryanilerin yurtdışından geri dönmesiyle birlikte metropolit sayılarının daha da artırılacağını söylüyor. Mardin’de sadece son iki yılda binlerce haneden oluşan villa tipi evlerden kurulu 6 köye Süryaniler yavaş yavaş yerleşmeye başlamış. Mardin’deki birlikte yaşama kültürünün tüm Türkiye’ye ve dünyaya yayılması gerektiğini belirten Saliba Özmen, Mardin’de kurulacak üniversitede çok dinli bir ilahiyat fakültesinin açılmasını arzuluyor. Metropolit Özmen, şu anda dünyada yaşayan Süryanilerin yüzde 80-90’ının Türkiye topraklarından gittiğini de iddia ediyor.

-Süryaniler birkaç yıldır Avrupa’dan Türkiye’ye geri dönüyor. Dönüş yapmaları için sizin çağrılarınız oluyor mu?

Suriye, Irak ve 1970’lerden sonra Avrupa’nın çeşitli bölgelerine göç eden Süryanilerin kökeni Türkiye’dir. Dünyanın her tarafına dağılmış olan Süryanilerin yüzde 80-90’ı şimdiki Türkiye topraklarında yaşamış olanlardan oluşuyor. Ama zamanla bu durum değişmiş. Tabii kendi durumları da... Bu topraklarda 5 bin 500 yıllık bir geçmişimiz var. Süryanilerin anavatanı Türkiye’dir. Bugün Süryanilerin başka yerlerde yaşaması bizim için hoş bir şey değil. Mümkün olduğu kadar özellikle Güneydoğu Anadolu’da oynadıkları rollerin yeniden hayata geçirilmesi, zinde tutulması için çaba gösteriyoruz. Türkiye çok kültürlü ve çok dinli yapısıyla bir hoşgörü diyarı olarak dünyada bir model niteliğindedir. Bu durum Türkiye için bir avantajdır.

-Süryaniler ağırlıklı olarak nerede yaşıyor?

Şu anda Süryanilerin yoğun yaşadığı yerler Mardin, Midyat, Urfa, Adıyaman ve Malatya. Buraların yeniden ikmal edilmesini istiyoruz. Patriğimiz birinci asırdan itibaren Antakya’dan başlamış. Daha sonra Malatya ve çevresine gitmiş. Bir süre de Diyarbakır’da kaldıktan sonra son olarak Deyrulzafaran’a gelmiş. Bu süreç Süryani kilisesinin varlığını korumasını sağlamıştır. Ancak zamanla Süryaniler Anadolu topraklarını terk etmeye başladılar. Bu süreç 1970’ten itibaren tam bir felakete dönüştü. Mozaiğin bir parçası kırıldı. Bunu yeniden tamir etmek için çalışıyoruz. Bu mozaik sadece Süryanilerin değil herkesindir.

-Sizin Süryanileri geri çağırmanız diasporayı kızdırmıyor mu?

Sıkıntı oluyor tabii. Diasporadaki insanlarımızın refleksleri farklı oluyor, keskinleşebiliyor. Ama mücadele vermemiz gerekiyor. Onlar da kendilerince haklı olduklarını söylüyorlar. Bize göre yılmak doğru olmaz. Çalışıp insanlarımızı yeniden kazanmak için gereken ne ise onu yapmaya hazırız. Bu uğurda mücadelemiz şahsım adına en azından devam edecektir. Avrupa’ya her gidişimde Türkiye’ye dönmeleri için çağrıda bulunuyorum. Bölgemiz güzel, hiçbir sorunu yok demiyorum. Sorun ve sıkıntı varsa bile bunları birlikte aşmaktan yanayım. İyi zamanda gelmek gibi bir lüksümüz olamaz. Türkiye vatanımız ve onun yaşadığı zorlukları hep birlikte aşmalıyız. Sadece Süryaniler değil, Türkler, Kürtler, Ermeniler ve bu topraklarda kim varsa...

-Süryani işadamlarını Mardin’e yatırım yapmaya davet ediyor musunuz?

Süryani işadamları ile de görüşmelerimiz oluyor. Kendilerini sürekli, Türkiye’de yatırım yapmaya davet ediyoruz. Gelsinler Güneydoğu’da, Mardin’de fabrikalar açsınlar, istihdam oluştursunlar istiyoruz. Bu konuda olumlu cevaplar alıyoruz. Önümüzdeki dönemlerde inşallah bunun karşılığını göreceğiz. Varlıklı Süryaniler Mardin’de muhtemel yatırımlarla ilgili fizibilite çalışması yaptılar. Sadece Süryaniler değil başka işadamlarına da davetlerimiz oldu. Mardinli zengin işadamlarını kendi şehirlerinde yatırıma davet etmek de bizim vazifemiz. Bölgeyi ekonomik olarak güçlendirmek zorundayız. Bunu başarırsak bölgedeki sorunları önemli ölçüde çözmüş olacağız.

ÜNİVERSİTENİN ADI ‘MARDİN’ OLSUN

-Türkiye’nin şu anki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kendi içimizde çekişmeler olabilir; hükümetler bazında da vatandaşlar arasında da… Seçim sürecinde kargaşalar da olabilir. Bunu yaşamak tabiileşmiş durumda. Ama bizim bunlara bağlı kalıp, takılıp durmamız ülkemiz için iyi olmaz. Bunlara takılıp kalma lüksümüz yok. Biz burada nasıl bir rol oynayabiliriz onu belirlememiz lazım. Demokrasi ve insan haklarının kurumsallaşmasına dair rolümüzü belirlememiz gerek. Türkiye’nin AB süreci de var. Bizim bunun üzerinde de ciddi bir mütalaa yapmamız gerekiyor. Düşünülmeden üzerine fikir söyleyenler var ve bunlar ülkeye zarar veriyor. AB’nin bize vereceği bir şeyler olabilir. Bizim de onlara vereceklerimiz var. Her şeyden önce çok güzel bir kültür birikimimiz mevcut. İnsan hakları açından, demokrasinin zindeliği açısından AB bir avantaj. Ben gittiğim yerde ülkemi anlatıyorum.

-Ziyaret için gelen yabancılara Türkiye’yi anlatıyor musunuz?

Buraya gelen yabancı ziyaretçilerimize anlatıyoruz. Mardin, turizmde yükselen bir değer. Manastırlarımız var, camilerimiz, medreselerimiz var. Bizi ziyaret eden Süryanilere ‘Camiye, medreseye de gidin’ diyorum. Mardin bir açık hava müzesi ve bu şekliyle korumak lazım. Bunların hiçbiri yeterli değil. Metropolite, valiye, müftüye görevler düşüyor.

-Kurulan Mardin Artuklu Üniversitesi bünyesinde Süryanilere yönelik bir bölüm açılması talebiniz var mı?

Bence bu bizim talebimizden çok Türkiye’nin düşünmesi gereken bir hadise. Burada insanların ihtiyaçları var. Süryani din adamları Amerika’da, Avrupa’da master yapıyor, orada yetişiyorlar. Aynı şekilde din adamlarımız Suriye’den veya başka ülkelerden geliyor. Bu durum kültürel geçmişimize yakışmıyor. Bazen zihniyet anlamında sorun da oluşturabiliyor. Türkiye’mizde din adamlarımızın yetişmesini istiyoruz. Aynı şekilde dünyanın başka yerlerine gidecek olanları da yine burada bizim topraklarda yetişsinler. Yabancılar gelip burada çalışmalarını yapsınlar, Türkiye’yi tanısınlar. Dinleri kapsayan bir ilahiyat fakültesinin açılması çok yerinde bir karar olur ve Süryaniler olarak biz bunu isteriz. Türkiye’yi seven, Türkiye’de yaşamaktan gurur duyacak insanlar bu okullarda dinî eğitimlerini alacaklar, akademik kariyerlerini yükseltecekler. Bunun kadar güzel bir durum yoktur. İnşallah her şey zamanla olur.

SOYKIRIMI DEĞİL, HOŞGÖRÜYÜ KONUŞALIM

-Nusaybin’de Ermenilere ait bir toplu mezarın bulunduğu iddia edildi. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Benim için önemli olan, şu andaki durumumuz. Birbirimizi ne kadar seviyoruz, önemli olan budur. Soykırım yapıldı gibi konular bizim davamız olamaz; bizim konuşacağımız şeyler daha farklı olmalı. Soykırımı değil, hoşgörüyü konuşalım. Mardin’de güzel bir hoşgörü ortamı var ve bunun tadını çıkaralım. İnsanları kışkırtmayalım. Ortak bir tutum içinde olmak durumundayız. Mardin sözde değil fiilde de çok önemlidir. Gelen turistler buradaki hoşgörü havasını görüyorlar. İnşallah buradaki hava bütün civardaki illere sirayet eder. Mardin bir hoşgörü modelidir; hem Türkiye’de hem de dünyada örnek bir yeri var. Türkiye bu güzel modele sahip çıksın. Hep birlikte modelin ağını genişletmek zorundayız.

 
 

   

MANASTIR

 
VAKIF

MANASTIR

 

METROPOLİTLİK

PATRİK

GÜNCEL-MALİ B.

 

İLETİŞİM
Deyrulzafaran Manastırı -
Mardin / Türkiye
Tel: +90 482 208 10 61- 62
Faks: +90 482 208 10 63
E-Mail:
info@deyrulzafaran.org
Tasarım : Faruk Güneş
Bu site ; Mardin Süryani Kadim Deyrulzafaran Manastırı ve Kiliseleri Vakfı Resmi Tanıtım Sitesidir. Başka kurum ve kuruluşların görüş ve fikirlerini yansıtmaz.